Düz Mahalle, Belediye Tiyatro Karşısı
+90536 973 4679

Teslis ve Tevhid İnancı

Üçlü Birlik

TESLİS TEVHİD: TEMEL AYRIM

İnançlar arasında köklü ayrımlar, hem de çelişkiler bulunduğu örtbas edilemeyen bilgidir. Yaşadığımız dönemde uzlaştırıcı diyebileceğimiz bir akım ikide bir sesini duyurmakta: Yeryüzünün üç tektanrıcı (monoteist) dini. Bu sözle Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamlık amaç ediniliyor. Kullanımın birleştirici bir nitelik taşıyıp taşımadığı araştırılmaya değer. Sözü edilen dünyasal üç inanç tektanrıcılığa birbirinden ayrımlı, birçok durumda çelişkili ve kendine özgü yöntemden yaklaşır. Tektanrıcı inanç açıklanışı İbrahim’le başlar. Onun bu tarihsel özelliği tek Tanrı’ya iman etmesi, Tanrı’nınsa bunu İbrahim’e doğruluk saymasıyla belirir (bkz. Yaratılış 15:6).

İsa Mesih soy bakımından İbrahim’in kuşağındandır. Bu büyük atanın tektanrıcılığını ilgi çekici bir dille açıkladı İsa: “İbrahim olmadan önce BEN VARIM… Atanız İbrahim günümü görmenin umuduyla kıvanç buldu. Ve görüp sevindi.” İsa’nın tapınakta bildirdiği bu köklü açıklamayı duyan Yahudi din önderleri anlamını hemen kavrayarak mırıldandılar: “Daha elli yaşında bile değilsin; üstelik İbrahim’i de mi gördün?” Ardından bu din öğretmeleri yerden taş topladılar. Amaçları kötüydü elbette. İsa kendisini gizledi ve tapınaktan ayrıldı (bkz. Yuhanna bölüm 8).O’nun ölüm vakti daha gelmemişti. Yahudiler’in İsa Mesih’i yadsıması bir anane olmuştur; günümüze dayanan anane. Tarihi dört bin yıl geriye uzanan bu ilginç halkın çağlar sonunda İsa Mesih’e iman edeceği Tanrı Sözü’nün belirgin açıklamalarından ve peygamberliklerindendir (bkz. Zekarya 12:10; Yeşaya 44:3; 59:20; Hezekiel 39:29; Mezmur 14:7; Romalılar 11:26; Vahiy 1:7).

İncil kesin vurgulamayla herkese seslenir: “Mesih şeriatın son bulmasıdır; iman eden herkes doğrulukla donatılsın diye” (Romalılar 10:4). Mesih’i tek Tanrı karşısında dinsel yasanın noktalanışı niteliğinde tanımayanın tektanrıcılığı şeriat kalıpçılığının tutsaklığındadır. Anlamsızlık çıkmazında el yordamıyla yolunu bulmaya didinenin üzücülüğündedir o. Şeriatın ağır yükü altında despotik bir Tanrı’ya kölelik etme uğraşı.. Oysa sevgi olan Tanrı kul değil evlat aramakta. Ümmet değil özgürlüğe kavuşmuş iman bağlısı kadını erkeği çağırmakta.

İNCİL’İN TANITTIĞI İNANÇ TEKTANRICILIKTIR

Yahudi inancına kısaca değindikten sonra –konu dışında kalıyor– dikkatimizi yeryüzünün dört köşesinde sahneyi tutan İslam dinine çevirmemiz gerekir. İsa Mesih’i öncesiz çağlardan bu yana var olan –Yaratan ama yaratılmayan– ezeli-ebedi Kelam olarak değerlendiren inanlı Teslis inancının hiç şaşmayan bağlısıdır. Mesih beden kuşanan Tanrı’dır. Buna karşı İslam insan hiç şaşmayan Tevhid inancındadır. Bu iki söz Hıristiyanlık tektanrıcılığıyla İslamlık tektanrıcılığını keskin bıçakla birbirinden ayırır, herhangi bir yakınlık sağlayamayan düş kırıklığı getirir.

Tanrı Sözü’nün, buna inanan Mesih güvenlisinin hiçbir koşul ve bağ olmaksızın güttüğü yöntem tekte üç üçte tek Tanrı inancıdır. Bunun dışına kayan, tarihsel Hıristiyan inancına göre edimci (heretik) tir. Bunların arasında Ariosçu’lar, Yehova Şahitleri (Russelistler), Üniteriyanlar ve özellikle Müslümanlar bulunur. Kilise tarihinde bütün konseyler İncil’i Teslis bağlılığında tanımış, Mesih inancını bu gerçeğin içeriğinde anlatmıştır (bkz. Matta 28:19; Yuhanna 14:26; 15:26; II Korintoslular 13:14; II Selanikliler 3:5; İbraniler 9:14; I Petros 1:2, vb). İnancın klasikleri arasında sayılan Hippolu Augustin’in (354-430) yazdığı Trinitas yabancı dil bilenin okuması gereken bir yapıttır. Bunda, Teslis inancının neyi içerdiğini aydın bir bilimcinin kaleminden öğrenmek ardı arası kesilmeyen sorulara sağduyulu yanıtı getirir. Augustin’in Kutsal Söz’e dayanarak bu gerçeği tanıtması çağlara seslenmiştir.

TANRI’NIN KİŞİLİĞİNDE GİZEMSEL DÜZEN

Teslis inancına karşı İslam’ın en köklü ve kesin biçimde karşı gelişi özellikle Tevhid inancında odaklanır demek hiç de yanlış olmaz. Kuran’a başvurmak direnişin göstergesine götürür bireyi. “Muhakkak ki ehli-kitaptan ve müşriklerden (ibaret) o kâfirler, cehennem ateşindedirler; orada ebedi kalacaklardır. İşte bu kimseler, yaratıkların en kötüsü olanlardır” El-Beyinne (98), ayet 6. A.Fikri Yavuz çevirisi. Bu Sure’ye Hüccet (kanıt) de denir. Bunun yanı sıra En-Nisa (4 Sure) da denen de aynı üstelemeyle vurgulanmakta: “Doğrusu Allah, kendine eş koşulmasını (eş koşanın günahını) bağışlamaz. Ondan başkasını, dilediği kimse için, bağışlar ve mağfiret buyurur. Kim de Allah’a eş koşarsa gerçekten pek büyük bir günah uydurmuş olur” (ayet 48).

İslam dininde böyle inananı kâfir olarak nitelendirenler tarih boyunca bilinir. İslam’a göre Teslis inancı en ağır suçtur. Her günah bağışlanır, İslam deyişi uyarınca Tanrı’ya şirk koşmak, Tanrı’ya eşit tanımak ya da benzer kılmak hiçbir yolla affedilemez. Öte yandan Hıristiyanlık’ta Teslis inancı en anlamlı ve içerikli temel bilgidir. Üçte tek tekte üç Tanrı doğaüstü diri Rabbin kişiliğidir: Baba, Oğul (Kelam), Kutsal Ruh. Hiçbir koşul ve bağ olmadan tek Tanrı’nın üç kişilikte açıklanışı. Bu temel öğretide Baba da, Oğul da, Kutsal Ruh da tek Tanrı’dır. İncil bu gizemli gerçeği şöyle tanıtır: “Tartışmasız, tanrısayarlığımızın gizi büyüktür: O, bedende açıklandı, Ruh’ta doğrulandı, meleklere göründü, uluslar arasında adı yayıldı, dünyada O’na iman edildi, yücelikle yukarı alındı” (I Timoteos 3:16).

İnsanın yaratılışında, kurtuluşunda, kutsanışında kesin ve belirgin eylemi bilinen, üç ayrı kişilikte etkinliği görülen tek Tanrı inancı budur. Bunun kavramı fizikötesi anlayışla erişilen ruhsal aşamadır. Tanrı konularına yaklaşım bir+bir+bir = üç ve nokta diyerek basitleştirilirse sonucu kalıba sokulmuş din olur. Bunun biçimlenmiş kanıtıysa her yanda görülüyor. “Tanrısal Söz beden oldu” (Yuhanna 1:14İncil’in temel öğretisidir.   Tanrı’nın öz niteliği zorlanmaksızın beden kuşanması düşünceyi insanın Tanrı’ca beden olarak yaratılışına taşıyor.

Vahitçilik Tanrı’yla ilgili konuların gizemsel (mistik) içeriğine yan çizen şıpınişi bir görüştür. Gerçeğe ancak onu araştırmakla ulaşılabilir. Tanrıbilim de doğabilim de bunu öğretir. Gerçeğe ters düşen savların insan icadı olduğu, gerçeğinse sonsuzları kapsadığı vurgulansın. Bunun anlaşılmasına her konuyu enikonu inceleyerek, tanrısal-tarihsel olgulara nesnel tutumla yaklaşarak erişilebilir. Yine Kuran’da geçen, birçok kişi tarafından bilinen bir ayetin konuya alınması uygun olur: Allah kıyamet gününde İsa’ya üç tanrı varlığını insanlığa söyledin mi diyor ve onu sorguya çekiyor; İsa da böyle bir şey yapmadığını söylüyor. Al-Ma’ide (Sure 5) 116’ıncı ayette sözü edilen üç tanrının Allah, İsa ve Meryem olduğu görülüyor. Aynı konuya ilişkin Al-Ma’ide’nin 73. ayetine de bakınız.

SERT DİRENİŞ NEREDEN KAYNAKLANDI?

Teslis inancı Baba, Oğul, Kutsal Ruh’la ilgilidir. Acaba nasıl oluyor da Meryem üçte tek, tekte üç Tanrı’nın apayrı bir açıklanışı durumunda konuya giriyor? Hıristiyan inancının hiçbir dönemde bu türden bir sava ve kurama bağlı olduğu duyulmamıştır. Bu kuramı Müslüman bireyin yadsıyışından daha da kesin yadsıyışla Teslis inanlısı yadsır, üçte tek tekte üç Tanrı inancında Meryem’e hiçbir yer tanınmaz. Demek ki, Kuran’da dikkati çeken tarihsel-tanrıbilimsel gerçeklerle çelişkili bir görüş belirmekte. Bu dönümde gerçeğin nesnel araştırıcısı olma gereği karşımıza dikiliyor, gerçek hiç kimseye kaçamak yolu bırakmıyor. İslam dininin peygamberi bu temelsiz bilgiyi nereden almış olabilir? Nesnel tarih belgelerine eğilen bunun yanıtını bulmakta hiçbir güçlük çekmez.

İslam’ın gelişinden önce –5’inci yüzyılda– Zühal’e (Afrodit, Venüs, Çoban Yıldızı) tapınan onu göklerin kraliçesi sayan ve bundan şaşmayan yabansı bir tarikat giderayak Hıristiyan inancına kaydı; ama Tanrı Sözü’nü incelemeden, onu hiç araştırmadan. Puta tapınan bu insanlar Zühal’e tapınmayı bırakmak istemediğinden ona Meryem adını takarak işin kolay çözümüne gitti. Zühal’in adı Meryem oldu. Bu şaşkın tarikat o dönemin Hıristiyanları tarafından hemen kınandı ve yargılandı, gerçek inançla ilgisi olmayan edimci (heretik) bir icat olduğu belirlendi. Ama tarikat yanlıları Meryem’e göklerin tanrıçası ve kraliçesi niteliğinde tapınmayı sürdürdü. Böylece Zühal’in tahtına Meryem oturtuldu. Tarikat Meryem’e öylesi aşırı önem verdi ki, onun önemi Tanrı’nınkinden Mesih’inkinden öne geçti. Bu tarikatın yanlıları Meryemistler adını aldı. Öğretide, uygulamada Meryem başta olmak üzere üç tanrı üstelemesi benimsendi.

İslam peygamberi ticaret uğraşlarında Arap yarımadasından Şam’a Halep’e gidip gelirken tarikatın insanlarıyla tanıştı; onların inancını görüşünü dinledi, fikir edindi. İşin acıklı yönü Meryemistler’i Hıristiyanlar’la eşit tuttu, ümmü-i-sadık olduğundan İsa Mesih’i bu tarikatten saydı; böyle bir görüş de Kuran’a aktarıldı. İslam’ın peygamberi Teslis’te belirtilen görkemli üç kişiliği anlayamadığından yanlış yorumlara kaydı. İslamlığın yayılmasından sonra Meryemistler İslamlığı benimsedi, tarikat eridi. Ama bozuk öğretinin kökü kazınamadı, hatta İslam’ı aşırı Meryem ana bağlılığında iyice etkiledi.

Müslüman birey nesnel tarihe eğilmeyi yeğlerse sorunların derinine gidebilir, kuşkuları dağılır, edimci (heretik) öğretilerin nereden kaynaklandığı öğrenilir. Herhangi bir inancın nesnelliğe tümden bağlı kalamaması içinden çıkılamayan düğümlü saplantılara zemin oluşturur, yanlış bilgi akıntılarında bireylere boşuna kürek çektirtir.

GERİ TEPEN İNANÇ ÖĞELERİ

İslamlık kavramında Tevhid diri Tanrı’yı kişilikten, yaratığıyla yakınlıktan ve paydaşlıktan koparır. O’nu sevmeyen sevilemeyen, inanlının varlığında konut kuramayan, insana özgü sıfatları kullanamayan –örneğin, Baba-Oğul gibi– günahlıya kefaret, yeniden doğuş ve sonsuz yaşam güvencesi veremeyen, şartlar koşullar dikte eden sert bir kul ağası kılar. Diri Tanrı’yla yaşamsal ilişkiye giremeyen, O’na Babam diye seslenemeyen kadın erkek Tanrı’nın kurduğu yeryüzünde bir öksüzden farksızdır.

Tevhid kanıtlısı insan, üçte tek tekte üç Tanrı’nın küçük dili yutturan sınırsız kutluluklarından yoksundur: Su götürmez kurtuluş, Tanrı bağlılığıyla kesenkes uyumlulukta beliren etik yöntemi, Tanrı’ya da dosta-düşmana da aksamasız sevgi, anlamlı-içerikli dua ve tapınış gönenci. Katılıktan, bağnazlıktan sıyrılamayan vahidcilik, eliaçıklıkla armağanlar veren Tanrı’yı sert ve zahmet çektiren bir buyrukçu durumuna getirmiştir. Anılan tanrısal sağlayışlardan canını yoksun bırakan, kaderciliğe, şüpheciliğe açılan dinsel birey! Kıt kanaat kendi yağıyla kavrulan, öte yandan da ümmetçiliğe bel bağlayan ya da başka tutuluşlara sığınan. Ademoğlunun içinde yanan hınç ve intikam alevlerini imbatın serinliğiyle bastıramayan. Yerine göre tepicilikten, baskıcılıktan, sertlikten yakayı kurtaramayan. Affedemeyen, günahlının dünyasını kökten değiştiren affın gönencine gelemeyen, sonsuz yaşam güvenliğine erişemeyen, günah zincirleri parçalanmamış din bağlısı. Mağdurdan kıygından af dileyebilecek alçakgönüllülükten yoksun. Kuşku ve korku doğal görgüdür ona. Kendini münkirler (yadsıyanlar) dünyasında bulan, olumsuzluktan sıyrılamayan. Birçok durumda batıl, hurafe ve safsata öğelerinde çırpınırken medet Allah demekten kendini alamayan, derininde bunlardan özgür kılınma hasretiyle kıvranan, Tanrı’nın pek çok sevdiği, Mesih inanlısının da derinden sevdiği insan kardeş.

İslam inancının bağlılarını belirgin biçimciliğe töreciliğe bağlayan görünümü, insanı Yaratanı’yla özlü-anlamlı bağlılıktan yoksun bırakmış, doğaötesi tanrısal boyutları kısıtlamıştır. Tanrı’nın öz nitelikleri fizikötesi, insanüstü, matematik dışı görkemli Kişi olmaktır. O insansal ölçülerle kavranamaz. İsa Mesih’in Babası Tanrı kendisini vahiyle verdiği Sözü’nde anlattı ve beden kuşanan öz Kelamı Mesih’in kişiliğinde açıklandı: “Hiçbir vakit, hiç kimse Tanrı’yı görmedi. Ancak Baba’nın bağrında olan biricik Tanrı O’nu bildirdi” (Yuhanna 1:18). Teslis inancında Baba Tanrı sonsuzdur (bkz. Yasa’nın Tekrarı 33:27; Malakya 3:6). Oğul Tanrı sonsuzdur (bkz. İbraniler 1:10: 13:8). Kutsal Ruh Tanrı sonsuzdur (bkz. Yaratılış 1:2; İbraniler 9:14). Teslis’te ikinci kişilik Baba’yla birlikte var olan, yaratılmayan tersine Yaratan özelliğiyle açıklanan, insanla özdeşliğe gelmek için Meryem’den beden kuşanan ezeli-ebedi Oğul’dur. O’nu bu nitelikten soymak çölde yöntem bulmaya çabalayan yitik yolcunun şaşkınlığına düşürür insanı.

Bu dönümde Mesih’in insan bedeni kuşanan ezeli-ebedi Tanrı Oğlu olduğuna ilişkin bir gözlem konumuzu aydınlatmaya yararlı olur. İnsanlığa çağdaş uygarlığın ışığını yakan tarihsel Yunan’da ademoğulları Tanrı’yı arayışlarında insanı tanrılaştırdılar, tanrıları da insanlar doğrultusunda ardı arası kesilmeyen dileklerle tanıttılar. Buna karşı insan soyunun O’nu kesinlikle bilebilmesini isteyen Tanrı beden kuşandı, İsa Mesih’in kişiliğinde insan oldu, kendisini alçalttı, insanın temel ihtiyacını karşıladı.

BABA’YA, OĞUL’A, KUTSAL RUH’A İMAN ETMENİN SAĞLAYIŞLARI

Üçte tek tekte üç Tanrı’ya bağlanmak, O’nu üç kişiliğinde sevmek insana şimdi ve sonsuzda düşünülmedik kutluluklar doluluğu getirir:

  1. Oğul’a Tanrı sevgisinin kayrasal armağanı olarak iman eden sonsuz yaşam bulur (bkz. Yuhanna 3:16-18; İbraniler 12:9).
  2. Tanrı’ya ‘Babam’ hatta ‘Abba Baba’ (babacığım) diyebilir. Evladın fiziksel babaya güvenmesinden daha da somut kanıtlılıkla dile getirilir bu içtenlikli yaklaşım (bkz. Mezmur 68:5; Romalılar 8:15; Galatyalılar 4:6).
  3. İsa Mesih’e Tanrı’nın Oğlu olarak iman eden, Tanrı’ya ‘Göklerdeki Babam’ diye seslenerek tapınır ve dileklerini O’na getirir. Mesih bağlısının tapınışı kendine özgüdür: Dilinde, seslenişinde, söyleyişinde (bkz. Matta 6:9).İnanlının kişisel duyguları böyle açıklanır.
  4. Mesih inanlısının tek Tanrısı, aynızamanda tek Babası vardır (bkz. Efesoslular 4:6). O’na Oğul İsa aracılığıyla yaklaşmaya yetki tanınmıştır.
  5. Tanrı İsa Mesih’e Oğlu olarak iman edenin varlığında kalır, o da Tanrı’da kalır  (I Yuhanna 4:15).
  6. İsa’ya Tanrı’nın Oğlu olarak iman eden, Tanrı’dan gelen parlak armağanlarla donatılır (bkz. Romalılar 8:32; I Korintoslular 1:5-7; Yakup 1:5; 4:6).
  7. Tanrı’yı Rab İsa Mesih’in Babası olarak tanıyan, Baba ile Oğul arasındaki gizemli bağlantıdan doğal kuşaklarda hiç bilinemeyen kutluluklarla donatılır (bkz. Yuhanna 17:21).Görülmeyen Tanrı’yı Oğul’da beden kuşanan, bizi dinleyen ve yanıtlayan Söz niteliğinde tanımayan birey Tanrı’yla somut-kişisel ilişki arayışındadır. Bunu başkasında bulamayınca böyle birini oluşturmakta güçlük çekmez. Yaratığı tanrılaştırır.

Teslis’te ikinci kişilik İsa Mesih’i Baba’nın biricik Oğlu olarak tanıyan, Tanrı’nın onayını kazanır (bkz. Matta 3:16,17; 12:18; 17:5; Markos 1:11; 9:7; II Petros 1:17).

  1. Sıralanan ayetlerde Baba Tanrı’nın yüceden konuşarak biricik Oğlunu onaylaması, O’nu insanlığa tanıtması inanlıyı yüreklendirir.
  2. Rab İsa Mesih ölüler arasından dirildi, kanıtlı güçle Tanrı’nın Oğlu olduğunu belgeledi. Buna iman etmek sonsuzla ilgili güvenliği sağlar (bkz. Romalılar 1:4).
  3. Baba Tanrı tüm insanlık üzerinde biricik Oğlu’nu Egemen kıldı. O’na günahı arıtmaya, affetmeye, sonsuz yaşam vermeye, günahta kalanları yargılamaya kesin yetki verdi (bkz. Matta 28:18; Yuhanna 5:22,27; 8:16; 17:2).
  4. Tanrı sevgisinin somut ve belirgin kanıtı günahlarımızı arıtmaya bağışlamalık niteliğinde öz Oğlunu vermesidir(bkz. I Yuhanna 4:19; Romalılar 5:8).
  5. Sonsuz yaşam tek gerçek Tanrı’yı ve O’nun insanlığa gönderdiği İsa Mesih’i bilmekle gerçekleşir (bkz. Resuller 8:37; Yuhanna 17:3; I Yuhanna 4:15).
  6. İsa Mesih’in Tanrı Oğlu olduğunu hiçbir insansal kaynak bildiremez. Sadece Baba biricik Oğlu’nu insana açıklar, bu parlak bilgiyi inanlının gönenci kılar (bkz. Matta 16:7; Yuhanna 1:49).
  7. Yücelerde sonsuzlar sonsuzu diri olan Mesih’i görkemli görünümünde O’nu sadece Tanrı Oğlu olarak tanıyan bilebilir (bkz. Vahiy 1:12-16; 2:18).

Kutsal Ruh Baba ve Oğul benzeri kişiliği olan Tanrı’dır. Şu kısıtlı yaşamda Kutsal Ruh’un konut kurduğu varlık sonsuzun soluğunu içine alabilendir.

  1. Kutsal Ruh tıpkı Baba ve Oğul gibi Yaratan’dır (bkz. Yaratılış 1:1,2; Eyub 26:13; 27:3; 33:4; Romalılar 1:20; İbraniler 1:10). “Tanrı’ya ilişkin konuları Tanrı Ruhu’ndan başka bir kimse bilemez” (I Korintoslular 2:11).
  2. Kutsal Ruh Mesih’in göklere yükselişinden sonra yüceden kilise topluluğuna indi, inanlılara bambaşka güç ve yetkinlik verdi (bkz. Resuller 2:2). Şu ana dek Mesih topluluğunun yönetmeni ve eğitmenidir O.
  3. Rab İsa Mesih haçlanışından önce inanlılarına Kutsal Ruh’u göndereceğini vaat etti (bkz. Yuhanna 14:16-18).Kutsal Ruh’u Rab niteliğinde bilen, O’nun tarafından yönetilen Tanrı’nın çocuğu olduğunu bilir (Romalılar 8:16). O kişi yeryüzünde bir yetim değil Tanrı’nın çocuğudur.
  4. Kutsal Ruh Mesih’in inanlılarına gönderdiği Paraklit’tir(Avutan, Teselli veren). Şu çalkantılı yaşamda fırtınalarla boğuşan inanlı ölümden bile korkmaz (bkz. Yuhanna 14:26; 15:26; 16:7).
  5. Kutsal Ruh inanlının içinde Mesih’e tanıklık eder (bkz. Yuhanna 15:26; Luka 24:48; Resuller 1:8). İnanlı sadece Kutsal Ruh’un itkisiyle Mesih’i günahlılara sunabilir (bkz. Yuhanna 15:5).
  6. Kutsal Ruh ‘Gerçek Ruhu’dur (bkz. Yuhanna 14:17).Günahlıyı “Günah, doğruluk ve yargı suçluluğuna ilişkin kanıtlar” (Yuhanna 16:8). İnanlının varlığında O’nun eylemleri, görkemli sonuçlamaları belirgindir.
  7. Kutsal Ruh Rab’dir. Gelin’le (Kilise topluluğu) birlikte Mesih’in görkemli dönüşünü bekleyendir (bkz. Vahiy 22:17).

SONUÇ

Tanrı esinine bakıldığında Hıristiyan inancına bağlı olanın Teslis’te bulduğu güven ve uyumla, Müslüman insanın Tevhid’te durması birbiriyle sürekli çelişkidedir. Bu nedenle iki inancın tektanrıcılığı ne uzlaştırılabilir ne de ortak düzeyde bağdaştırılabilir. Tanrı’nın rızasını kazanmak isteyen Müslüman bireye düşen görev Teslis inancını açık kafayla, Kitapsal, tarihsel, bilimsel yönlerden incelemek, tek Tanrı’ya dua ederek O’ndan gerçeği açıklamasını dilemektir. Tanrı ışığı arayan her canı aydınlatacaktır.  İsa Mesih kurtuluş arayan her canı kurtaracaktır.  Kutsal Ruh günah iticiliğini kavrayamayan her canı bilgilendirecektir.

Thomas Cosmades

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir